İçeriğe geç
  • Dolar 49,7643 ▲ %0,14
  • Euro 55,6610 ▼ %0,13
  • Sterlin 66,4544 ▼ %0,15
  • Gram Altın 6.420,12 ▲ %0,55
  • Çeyrek Altın 10.494,98 ▼ %0,37
  • Gümüş 86,26 ▲ %0,12
  • Bitcoin 3.968.146 ▼ %0,78
  • BIST 100 11.151,96 ▲ %0,31

Kültür-Sanat

Altın Portakal’da toplumsal eşitsizlikler tartışıldı

Altın Portakal’da toplumsal eşitsizlikler tartışıldı

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin ilk gününde yönetmenler ve oyuncular, göç, kadın dayanışması, kentsel dönüşüm ve barınma sorunlarını seyircilerle paylaştı.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin açılış gününde, 25 Ekim'deki gösterimlerin ardından sinema profesyonelleri izleyiciyle buluştu. Ulusal ve uluslararası yarışma filmleri ile özel gösterimlere ev sahipliği yapan söyleşilerde; göçmenlik deneyimi, aidiyet arayışı, kadınların yaşam mücadelesi, kentsel dönüşümün kişisel hafızaya etkisi ve barınma sorunu gibi toplumsal eşitsizlikler masaya yatırıldı.

BirGün'de yayınlanan habere göre, festivalin ilk günündeki özel belgesel gösteriminde 'Kameranın Arkasındaki Kadınlar' adlı yapım izleyiciyle buluştu. Yönetmen Şeyda Canan, ilk filmini küçük bir ekiple hayata geçirdiğini ve sektörden birçok kadın ve erkeğin projeye destek verdiğini anlattı. Canan, yapımcılar, yönetmenler ve senaristlerle yapılan uzun görüşmelerin ardından sektörün kendisine kapılarını açmasının taşıdığı öneme dikkat çekti.

Uluslararası Yarışma bölümünde yer alan 'Bir Türk Meselesi' (A Turkish Case) filminin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, eserin kendi yaşamından izler taşıdığını ifade etti. Üç yaşında gittiği Fransa'da hayatını kolaylaştırmak amacıyla adını değiştirdiğini belirten Gürsoy, Türkiye ile Fransa arasında sıkışan bir karakter üzerinden göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılığı işlediğini söyledi. Gürsoy, "Sistem bizi asimilasyona doğru çekiyor aslında. Yani Fransa sisteminin, sadece hükümet değil iş dünyasında da, sizden bir asimilasyon beklentisi var" dedi. Başkarakterin ayrıcalıklarını korumak için tavizler verdiğini ancak sonunda göçmen kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğradığını vurgulayan yönetmen, seyircinin filmden çıkarken "Göçmenlerin Fransa'da kendilerini evinde hissetmeleri için ne yapabilirim?" sorusunu sormasını istediğini dile getirdi.

Yönetmen Ufuk Emiroğlu'nun 'Sevda' filmi üzerine düzenlenen söyleşiye oyuncular Tülin Özen, Mert Fırat ve Ercan Kesal da katıldı. Emiroğlu, senaryo sürecinde ailesinin geçmişinden ve İstanbul'un değişen mahallelerinden esinlendiğini, Fikirtepe'deki dönüşümü uzun yıllar gözlemlediğini aktardı. Senaryoya katkı sunan Ercan Kesal ise filmin temelinde sürgün, tutunamama ve aidiyet arayışının yattığını belirterek, "Sevda da böyle bir hikâye; dönüşüme, değişime direnemeyen bir kadın hikâyesi, bir taraftan da bir baba-kız hikâyesi" şeklinde konuştu.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda gösterilen Biket İlhan imzalı 'Tatlı Maya' filminin ardından gerçekleştirilen söyleşide kadın dayanışması ön plana çıktı. Oyuncular Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Emre Altuğ ve Suna Yıldızoğlu'nun katılımıyla gerçekleşen buluşmada İlhan, geçmişin mahalle ilişkilerinden hareketle filmi çektiğini belirterek, "Farklı kültürlerden, tarihlerden, dillerden, dinlerden gelen üç kadın var filmde. Ve üçü ne kadar güzel mücadele veriyor; buna çok ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. Ayça Bingöl, ayrımcılığın körüklendiği bir dönemde böyle bir projede yer almaktan memnuniyet duyduğunu belirtirken, Cansu Tosun da dayanışmanın sadece destek alanı değil, destek vereni de dönüştürdüğünü söyledi.

Ulusal Yarışma'daki 'Taş ve Tüy' filminin yönetmeni Ragıp Türk, hapisten çıkan bir annenin oğlunu sosyal hizmetlerden geri alma mücadelesini konu alan yapımın ardından barınma sorunu ve toplumsal güvencesizliğe dikkat çekti. Türk, "Temelde barınma sorunu var, tekinsiz bir atmosfer var ve doğruyu yapmak için sistem tarafından suç işlemeye sürüklenen insanlar var" dedi. Oyuncu Tuğba Kürükoğlu filmin sığınma ve ait olma ihtiyaçlarına odaklandığını belirtirken, Özgür Meriç ise "Hayat sana bir şans vermemiş, kızım biz sana bir şans verelim, diyemiyor mu?" sorusuyla devletin sorumluluğunu sorguladı.

Ulusal Özel Gösterim kapsamında izlenen 'Çekmeceler' filminin söyleşisine yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper ile oyuncu Tilbe Saran katıldı. Binay, filmin yakın bir arkadaşlarının yaşamından esinlenildiğini ve senaryonun 13 versiyonunun hazırlandığını açıkladı. Alper, baba rolünü canlandıran Taner Birsel'in performansına değinerek birçok erkek oyuncunun bu rolü kabul etmediğini aktardı. Tilbe Saran ise filmi yeniden izlediğinde erkek egemen düzenin yarattığı baskıyı daha net hissettiğini belirterek, "Bugün bu filmi tekrar izlediğimde eril bir dünyanın bir erkeğin üzerindeki baskısı ve onun, tüm dünyaya olan baskısı ve çok ağır bedeller hissettim" dedi.

TürkAta Haber Ajansı
Yerel Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…