İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.013.517 ▼ %0,27
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Gündem

Mekke Savunma İttifakı'nın İlk Sınavı Filistin mi Olacak?

Mekke Savunma İttifakı'nın İlk Sınavı Filistin mi Olacak?

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı'nın önceliğinin Suudi Arabistan topraklarını korumak olduğu belirtilirken, ittifakın Filistin konusundaki tutumu tartışılıyor.

Türkiye'nin askeri teknoloji birikimi, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan'ın finansal gücünün bir araya gelmesiyle oluşan Mekke Savunma İttifakı'nın ilk sınavını nerede vereceği merak konusu oldu. Bölgeden gelen haberler ve ittifak yetkililerinin açıklamaları, bu güç birliğinin öncelikli olarak Suudi Arabistan topraklarını korumak, hava savunma ağlarını güçlendirmek ve Yemen kaynaklı tehditlere karşı önlem almak üzerine kurgulandığını gösteriyor. Yetkililerin, güçlerin Yemen sınırını geçmeyeceği ve yalnızca Suudi egemenliğinin savunulacağı yönündeki açıklamaları gündemdeki yerini koruyor.

Pervasiz'de yayınlanan habere göre, ittifakın kapsamına ilişkin tartışmalar sürerken, Filistin meselesinin bu yapının dışında tutulması eleştiriliyor. Gazze ve Filistin'de yıllardır süren işgal ve son dönemde yoğunlaşan saldırılar nedeniyle her gün onlarca masum insanın hayatını kaybettiği, bir halkın topraklarının gasp edildiği ifade ediliyor. Çocukların, kadınların ve sivillerin yaşadığı acıların küresel sistemin duvarlarında yankılanıp kaybolduğu vurgulanıyor.

İttifakın kurucu ülkelerinin sahip olduğu imkanlar sıralanırken, bu gücün yalnızca Kızıldeniz'de devriye gezmek ya da bölgesel çatışmaları engellemek için fazlasıyla büyük olduğu belirtiliyor. Türkiye'nin yerli savunma sistemleri, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan'ın finansal sermayesinin birleşiminin, sınır savunmasının ötesinde bir sorumluluk gerektirdiği ifade ediliyor. Geleneksel savunma anlaşmalarının arkasına sığınarak görev alanının yalnızca Suudi Arabistan sınırlarıyla sınırlı tutulmasının, siyasi gerçekçilik açısından kısmen anlaşılabilir olduğu ancak Mekke adını taşıyan bir paktın Filistin'e duyarsız kalmasının kabul edilemeyeceği dile getiriliyor.

Filistin halkının, kağıt üzerindeki kolektif güvenlik maddelerinden ziyade bu devasa gücün İsrail'in genişleme politikasına karşı nerede duracağını merak ettiği aktarılıyor. İttifakın, İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve toprak gaspı karşısında caydırıcı bir siyasi ve askeri irade ortaya koyamaması durumunda, teknoloji, nükleer güç ve finansal kaynakların yalnızca gösterişli bilanço kalemleri olarak kalacağı ifade ediliyor.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın kurduğu bu ittifakın bölgesel mimariyi yeniden şekillendirme iddiasında olduğu, ancak bu iddianın testini Yemen sınırındaki nöbet noktalarında değil, Gazze'nin yıkıntıları arasında ve Doğu Kudüs sokaklarında vermesi gerektiği savunuluyor. Aksi takdirde oluşturulan askeri ve finansal gücün, tarihin sayfalarında pasif bir diplomatik hamle olarak yer alacağı ve ittifakın ABD'nin talimatıyla kurulduğu iddialarının gölgesinde kalacağı belirtiliyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…