Mevlana Kapı'nın adı Konya'daki bir adakla nasıl bağlantılı?
İstanbul kara surlarının önemli geçiş noktalarından Mevlana Kapı, 1600 yıllık geçmişiyle dikkat çekiyor. Kapının ismi, Konya'da adak adayan bir Yeniçeri halifesinin kurduğu dergahtan geliyor.
İstanbul kara surlarının günümüzde en işlek geçiş noktalarından biri olan Mevlana Kapı, Doğu Roma'dan Osmanlı'ya uzanan yaklaşık 1600 yıllık tarihiyle kentin farklı dönemlerine ışık tutuyor. Kapı, savunma, ulaşım ve ticaret işlevlerinin yanı sıra geçirdiği isim değişimleriyle de öne çıkıyor. Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, yapının 5. yüzyılda Theodosius döneminde inşa edilen surların ana kapılarından biri olduğunu belirtti.
Konyayenigun'da yayınlanan habere göre, kapının Osmanlı dönemindeki adı "Bab-ı Cedid" (Yeni Kapı) idi. Saygılı, bu ismin zamanla nasıl değiştiğini ve Konya ile kurulan manevi bağı anlattı. Yeniçeri Başhalifesi Malkoç Mehmet Bey'in sefer dönüşünde yaşadığı bir olay, bu isim değişiminin temelini oluşturuyor.
Saygılı'ya göre, Malkoç Mehmet Bey sefer dönüşünde emrindeki Yeniçerilerle tartışıp kavgaya girdi ve canından endişe etti. Konya'dan geçerken Mevlana Hazretleri'nin türbesini ziyaret eden Malkoç Mehmet Bey, İstanbul'a sağ salim varırsa bir Mevlevi dergahı kuracağına dair adak adadı. İstanbul'a döndükten sonra 1597'de buraya bir Mevlevi dergahı kurdu.
Zamanla kapı ile dergah arasında karşılıklı bir isim etkileşimi yaşandı. Dergah, Yeni Kapı'dan esinlenerek Yenikapı Mevlevihanesi adını aldı. Ancak bir süre sonra kapı, Mevlevihane Kapısı olarak anılmaya başlandı. Halk arasında bu isim zamanla yumuşayarak Mevlana Kapı'ya dönüştü.
Mevlana Kapı, manevi ve tarihi öneminin yanı sıra Osmanlı döneminde ticari açıdan da kritik bir rol üstlendi. Saygılı, kapıların belirli ürünlerin kente girişine tahsis edildiğini, Mevlana Kapı'nın da Topkapı'yla birlikte un, buğday, darı ve hayvan yemi gibi tahıl ürünlerinin kabul edildiği noktalardan biri olduğunu ifade etti.
TürkAta Haber Ajansı
Yerel Haber