İçeriğe geç
  • Dolar 49,7746 ▲ %0,08
  • Euro 55,8683 ▼ %0,14
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.384,76 ▼ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,16 ▼ %1,20
  • Bitcoin 4.017.558 ▲ %0,06
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Gündem

Durna’dan Medya Bağımsızlığı Uyarısı

Durna’dan Medya Bağımsızlığı Uyarısı

Tezcan Durna, basın özgürlüğündeki erozyonun ekonomik ve yapısal boyutlarına dikkat çekerek, mesleki bağımsızlığın kaybının toplumsal bir sorun olduğunu savundu.

Rejimin bağımsız medyayı tasfiye hareketine karşı: Halk gazetecilerine sahip çıkıyor

Türkiye'de basın özgürlüğü alanında yaşanan sorunların yalnızca hukuksal süreçler ve idari müdahalelerle sınırlı olmadığı, bunun çok daha derin yapısal ve ekonomik nedenlere dayandığı görüşü öne çıkıyor. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde, gazetecilerin bağımsızlığı ile yurttaşların bilgiye erişim hakkının aynı anda zedelendiği bir düzenin varlığına işaret ediliyor.

BirGün'de yayınlanan habere göre, Tezcan Durna kaleme aldığı analizde, mevcut durumun sadece davalar, tutuklamalar, erişim engelleri veya kayyum atamalarıyla açıklanamayacağını belirtti. Durna, bu unsurların buzdağının görünen yüzü olduğunu vurgulayarak, gazetecinin bağımsızlığını, medya kuruluşlarının ekonomik varlığını ve toplumun hakikate ulaşma imkânını birlikte aşındıran bir iktidar ve sermaye yapılanmasının bulunduğunu ifade etti.

Yazar, bu yapının AK Parti dönemiyle başlamadığını, 1980 sonrası neoliberal politikalarla medyanın büyük sermaye grupları için bir yatırım ve pazarlık aracına dönüştürüldüğünü aktardı. Habere göre, haberin bir metaya dönüşmesi ve medya sahipliğinin diğer sektörel çıkarları koruma işlevi görmesi üzerine kurulan bu düzenin, AK Parti tarafından siyasal sadakatin ekonomik varoluşun şartı haline getirilmesiyle yeniden örgütlendiği savunuldu.

Analizde, 2007 sonrasında vergi cezaları, TMSF müdahaleleri, kamu ihaleleri ve reklam kaynakları gibi araçların kullanılarak medya sahipliğinin yeniden dağıtıldığı belirtildi. Sabah-ATV'nin el değiştirmesinden Doğan Medya Grubu'nun 2018'de Demirören'e devrine kadar uzanan sürecin, kurumsal özerkliğin daraltılması ve medyanın siyasal iktidara bağlı bir yapıya dönüşmesi olarak yorumlandığı kaydedildi.

Durna, bu dönüşümün haber odalarındaki en yıkıcı etkisinin sendikasızlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları olduğunu dile getirdi. İşsizlik korkusuyla yaşayan gazetecilerden cesur haberler beklemenin özgürlüğü bireysel kahramanlığa indirgemek olduğunu belirten yazar, otosansürün kişisel bir zaaf değil, örgütsüzlük ve ekonomik bağımlılığın kurumsal bir sonucu olduğunu savundu.

Günümüzde bu baskıya dijital platformların ekonomik tahakkümünün de eklendiğine dikkat çeken Durna, bağımsız yayınların okura ulaşmak için küresel teknoloji şirketlerinin algoritmalarına bağımlı hale geldiğini aktardı. Gazete Duvar'ın 2025'te ekonomik güçlükler nedeniyle kapanması, T24'e getirilen erişim engeli ve Halk TV'ye yönelik kayyum müdahalesi gibi örneklerin, bağımsız haberin alanının daraldığını gösterdiği ifade edildi.

Toplumsal tepkinin cılızlığının da sorgulanması gerektiğini belirten yazar, her baskı olayına karşı yükselen kısa süreli itirazların ardından hayatın olağan akışına dönülmesinin baskının kanıksanmasına yol açtığını vurguladı. Basın özgürlüğünün korunmasının, meslek örgütlerinin direnişinin toplumun geniş kesimlerince sahiplenilmesine bağlı olduğu görüşü dile getirildi.

Sonuç olarak, basın özgürlüğünün sadece gazetecilerin mesleki bir sorunu değil, halkın yaşamı ve geleceği hakkında bilgi sahibi olma, karar verme ve itiraz etme hakkı olduğu belirtildi. Durna, toplumun her yeni baskıyı kendi özgürlüğünden eksilen bir parça olarak görmesi ve örgütlü, sürekli bir itiraz geliştirmesi gerektiğini savunarak, aksi takdirde bu girdaptan çıkışın mümkün olmayacağını ileri sürdü.

TürkAta Haber Ajansı
Yerel Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…