İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.043.494 ▼ %0,58
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Sağlık

Prof. Dr. Çelik: Aile öyküsü olmayan kadınlarda meme kanseri riski bulunabilir

Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, meme kanserinin yalnızca aile öyküsüne bağlı olmadığına vurgu yaptı; düzenli taramaların önemli olduğunu belirtti.

Haberler.com'da yer alan habere göre, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, meme kanserinin sadece ailesinde kanser öyküsü bulunan kadınlarda görülmediğine dikkat çekti. Yaş, genetik değişiklikler ve çeşitli çevresel faktörler gibi etkenlerin birikerek kanser gelişimine yol açabildiğini belirten Çelik, uygun yaşa yönelik mamografi taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

İnsanın vücut hücrelerinin her gün yenilenmesiyle oluşan karmaşık biyolojik dengenin önemine değinen Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, DNA'daki hataların çoğunlukla onarım mekanizmaları ve bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alındığını, ancak bazı hücrelerin zamanla yeni genetik değişiklikleri kazanarak bu denetimlerden kaçabildiğini belirtti. Kontrolsüz hücre çoğalmasının kanser gelişiminde önemli bir rol oynadığını ifade eden Çelik, kanserin tek bir olayla değil, genetik değişiklikler, çevresel etkiler, hormonal faktörler ve bağışıklık sistemiyle tümör hücreleri arasındaki etkileşim ışığında yıllar içerisinde ilerleyebileceğini söyledi.

"Vücudumuzdaki değişiklikleri önemsemeliyiz" başlığıyla devam eden açıklamada, kanseri tamamen ortadan kaldırmanın her zaman mümkün olmadığını belirten Çelik, koruma ve erken tanı için değiştirilebilir risk faktörlerinin azaltılması, aile öyküsünün bilinmesi ve düzenli taramaların aksatılmaması gerektiğini ifade etti. Çelik, meme kanserinden korunmanın önemli olduğunu ancak hastalık geliştiğinde erken evrede yakalamanın hayat kurtarabileceğini belirtti.

Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemi üzerinde duran Çelik, bağışıklık sisteminin yalnızca mikroplara karşı değil, anormal hücrelerin kontrol altında tutulmasında da kritik rol oynadığını söyledi. Yetersiz uyku, uzun süreli stres, dinlenme eksikliği ve ağır enfeksiyonların bağışıklık sistemini etkileyebileceğini söyleyen Çelik, bu durumların meme kanseri riskini tek başına açıklamayacağını belirtti. Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin DNA Hasarına yol açabildiğini ve alkolün meme kanseri riskini artırabildiğini vurgulayan Çelik, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigara kullanımından uzak durma ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının sağlıklı yaşamın temel unsurları arasında olduğuna değindi.

Kanserin, sağlıklı yaşayan kişilerde de gelişebileceğine dikkat çeken Çelik, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna işaret etti ve hastalığın ilerlemesini etkileyen yaş, hormonal faktörler, yaşam biçimi, çevresel etkiler ile genetik yatkınlığın rol oynayabildiğini ifade etti. Özellikle annesinde, kız kardeşinde, teyzesinde veya anneannesinde meme kanseri bulunan kadınların aile öyküsünün dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çelik, baba tarafından gelen aile öyküsünün de aynı derecede önemli olduğunu kaydetti. BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde taşınabilecek değişikliklerin meme kanseri riskini belirgin biçimde artırabildiğini söyleyen Çelik, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10'unun genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirtti. Ailesinde birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakası bulunan, genç yaşta tanı alan yakınları olan kadınların genetik danışmanlık açısından değerlendirilmelerinin önem taşıdığına değindi.

Ailede kanser olmaması güvence değil ifadesini de paylaşan Çelik, meme kanseri tanısı alan kadınların çoğunluğunda ailede belirgin bir meme kanseri öyküsünün olmadığını belirtti. Ailede kanser görülmemesinin hastalığın gelişmeyeceği anlamına gelmediğini vurgulayan Çelik, risk faktörleri bilinmiyorsa da her kadının kendi meme sağlığının farkında olması gerektiğini kaydetti.

Erken tanının memesinin tedavisinde hayati öneme sahip olduğuna değinen Çelik, cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi seçeneklerinin bulunduğunu söyledi. Erken evrede tespit edilmesinin tedavi başarısını artırdığını, memenin korunmasına ve daha sınırlı tedavilerin uygulanmasına olanak sağladığını ifade etti. Kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımalarının önemini vurgulayan Çelik, yeni kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içeri dönme veya açıklanamayan değişiklikler fark edildiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini belirtti. Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının, elle hissedilemeyen küçük tümörleri tespit edebildiğini söyleyen Çelik, Türkiye'deki ulusal tarama programında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini, yüksek riskli kadınlarda taramanın daha erken yaşta başlayabildiğini ve farklı görüntüleme yöntemleriyle desteklenebildiğini sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı

📰 Bu haber 32 haber sitesinde yayınlanmıştır.

TürkAta Haber Ajansı Abone Ol
Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…